MyAwqat
EnglishEnglish
Arabicالعربية
Malayalamമലയാളം
Urduاردو
Hindiहिन्दी
Bengaliবাংলা
Tamilதமிழ்
Teluguతెలుగు
Chinese中文
Japanese日本語
Korean한국어
RussianРусский
FrenchFrançais
TurkishTürkçe
MalayBahasa Melayu
IndonesianIndonesia
SomaliSoomaali
GermanDeutsch
SpanishEspañol
PortuguesePortuguês
SwahiliKiswahili
Thaiไทย
Persianفارسی
Hebrewעברית
Kurdishکوردی
HausaHausa
Amharicአማርኛ
Gujaratiગુજરાતી
Kannadaಕನ್ನಡ
Pashtoپښتو
ItalianItaliano
56

Sure Al-Waqi'ah

الواقعة

The Inevitable

96 ayet · Mekki · Nüzul sırası 46

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
56:1

إِذَا وَقَعَتِ ٱلْوَاقِعَةُ

Itha waqaAAati alwaqiAAat

Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.

Tefsir El-Muyassar: إذا قامت القيامة، ليس لقيامها أحد يكذِّب به، هي خافضة لأعداء الله في النار، رافعة لأوليائه في الجنة.
56:2

لَيْسَ لِوَقْعَتِهَا كَاذِبَةٌ

Laysa liwaqAAatiha kathiba

Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.

Tefsir El-Muyassar: إذا حُرِّكت الأرض تحريكًا شديدًا، وفُتِّتت الجبال تفتيتًا دقيقًا، فصارت غبارًا متطايرًا في الجو قد ذَرَتْه الريح.
56:3

خَافِضَةٌ رَّافِعَةٌ

Khafidatun rafiAAa

Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.

Tefsir El-Muyassar: وكنتم -أيها الخلق- أصنافًا ثلاثة:
56:4

إِذَا رُجَّتِ ٱلْأَرْضُ رَجًّا

Itha rujjati al-ardu rajja

Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.

Tefsir El-Muyassar: فأصحاب اليمين، أهل المنزلة العالية، ما أعظم مكانتهم!! وأصحاب الشمال، أهل المنزلة الدنيئة، ما أسوأ حالهم!!
56:5

وَبُسَّتِ ٱلْجِبَالُ بَسًّا

Wabussati aljibalu bassa

Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.

Tefsir El-Muyassar: والسابقون إلى الخيرات في الدنيا هم السابقون إلى الدرجات في الآخرة، أولئك هم المقربون عند الله، يُدْخلهم ربهم في جنات النعيم.
56:6

فَكَانَتْ هَبَآءً مُّنۢبَثًّا

Fakanat habaan munbaththa

Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.

Tefsir El-Muyassar: يدخلها جماعة كثيرة من صدر هذه الأمة، وغيرهم من الأمم الأخرى، وقليل من آخر هذه الأمة على سرر منسوجة بالذهب، متكئين عليها يقابل بعضهم بعضًا.
56:7

وَكُنتُمْ أَزْوَٰجًا ثَلَـٰثَةً

Wakuntum azwajan thalatha

Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.

Tefsir El-Muyassar: يطوف عليهم لخدمتهم غلمان لا يهرمون ولا يموتون، بأقداح وأباريق وكأس من عين خمر جارية في الجنة، لا تُصَدَّعُ منها رؤوسهم، ولا تذهب بعقولهم.
56:8

فَأَصْحَـٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ مَآ أَصْحَـٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ

Faas-habu almaymanati maas-habu almaymanat

İyi işler işlediklerini belirtmek için, amel defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara!

Tefsir El-Muyassar: ويطوف عليهم الغلمان بما يتخيرون من الفواكه، وبلحم طير ممَّا ترغب فيه نفوسهم. ولهم نساء ذوات عيون واسعة، كأمثال اللؤلؤ المصون في أصدافه صفاءً وجمالا؛ جزاء لهم بما كانوا يعملون من الصالحات في الدنيا.
56:9

وَأَصْحَـٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ مَآ أَصْحَـٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ

Waas-habu almash-amati maas-habu almash-amat

Kötülük işlediklerini belirtmek üzere, amel defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara!

Tefsir El-Muyassar: لا يسمعون في الجنة باطلا ولا ما يتأثمون بسماعه، إلا قولا سالمًا من هذه العيوب، وتسليم بعضهم على بعض.
56:10

وَٱلسَّـٰبِقُونَ ٱلسَّـٰبِقُونَ

Wassabiqoona assabiqoon

İyilik işlemekte önde olanlar, karşılıklarını almakta da önde olanlardır.

Tefsir El-Muyassar: وأصحاب اليمين، ما أعظم مكانتهم وجزاءهم!! هم في سِدْر لا شوك فيه، وموز متراكب بعضه على بعض، وظلٍّ دائم لا يزول، وماء جار لا ينقطع، وفاكهة كثيرة لا تنفَد ولا تنقطع عنهم، ولا يمنعهم منها مانع، وفرشٍ مرفوعة على السرر.
56:11

أُو۟لَـٰٓئِكَ ٱلْمُقَرَّبُونَ

Ola-ika almuqarraboon

Naim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır.

56:12

فِى جَنَّـٰتِ ٱلنَّعِيمِ

Fee jannati annaAAeem

Naim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır.

56:13

ثُلَّةٌ مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ

Thullatun mina al-awwaleen

Onların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.

56:14

وَقَلِيلٌ مِّنَ ٱلْـَٔاخِرِينَ

Waqaleelun mina al-akhireena

Onların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.

56:15

عَلَىٰ سُرُرٍ مَّوْضُونَةٍ

AAala sururin mawdoona

Mücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar.

56:16

مُّتَّكِـِٔينَ عَلَيْهَا مُتَقَـٰبِلِينَ

Muttaki-eena AAalayha mutaqabileen

Mücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar.

56:17

يَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَٰنٌ مُّخَلَّدُونَ

Yatoofu AAalayhim wildanunmukhalladoon

Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.

56:18

بِأَكْوَابٍ وَأَبَارِيقَ وَكَأْسٍ مِّن مَّعِينٍ

Bi-akwabin waabareeqa waka/sinmin maAAeen

Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.

56:19

لَّا يُصَدَّعُونَ عَنْهَا وَلَا يُنزِفُونَ

La yusaddaAAoona AAanhawala yunzifoon

Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.

56:20

وَفَـٰكِهَةٍ مِّمَّا يَتَخَيَّرُونَ

Wafakihatin mimmayatakhayyaroon

Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.

56:21

وَلَحْمِ طَيْرٍ مِّمَّا يَشْتَهُونَ

Walahmi tayrin mimmayashtahoon

Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.

56:22

وَحُورٌ عِينٌ

Wahoorun AAeen

İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.

56:23

كَأَمْثَـٰلِ ٱللُّؤْلُؤِ ٱلْمَكْنُونِ

Kaamthali allu/lui almaknoon

İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.

56:24

جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

Jazaan bima kanooyaAAmaloon

İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.

56:25

لَا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا وَلَا تَأْثِيمًا

La yasmaAAoona feeha laghwanwala ta/theema

Sadece selama karşılık selam sözü işitirler.

56:26

إِلَّا قِيلًا سَلَـٰمًا سَلَـٰمًا

Illa qeelan salaman salama

Defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara!

56:27

وَأَصْحَـٰبُ ٱلْيَمِينِ مَآ أَصْحَـٰبُ ٱلْيَمِينِ

Waas-habu alyameeni maas-habu alyameen

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

56:28

فِى سِدْرٍ مَّخْضُودٍ

Fee sidrin makhdood

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

56:29

وَطَلْحٍ مَّنضُودٍ

Watalhin mandood

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

56:30

وَظِلٍّ مَّمْدُودٍ

Wathillin mamdood

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

56:31

وَمَآءٍ مَّسْكُوبٍ

Wama-in maskoob

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

56:32

وَفَـٰكِهَةٍ كَثِيرَةٍ

Wafakihatin katheera

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

56:33

لَّا مَقْطُوعَةٍ وَلَا مَمْنُوعَةٍ

La maqtooAAatin walamamnooAAa

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

56:34

وَفُرُشٍ مَّرْفُوعَةٍ

Wafurushin marfooAAa

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

56:35

إِنَّآ أَنشَأْنَـٰهُنَّ إِنشَآءً

Inna ansha/nahunna inshaa

Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.

56:36

فَجَعَلْنَـٰهُنَّ أَبْكَارًا

FajaAAalnahunna abkara

Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.

56:37

عُرُبًا أَتْرَابًا

AAuruban atraba

Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.

56:38

لِّأَصْحَـٰبِ ٱلْيَمِينِ

Li-as-habi alyameen

Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.

56:39

ثُلَّةٌ مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ

Thullatun mina al-awwaleen

Bunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.

56:40

وَثُلَّةٌ مِّنَ ٱلْـَٔاخِرِينَ

Wathullatun mina al-akhireen

Bunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.

56:41

وَأَصْحَـٰبُ ٱلشِّمَالِ مَآ أَصْحَـٰبُ ٱلشِّمَالِ

Waas-habu ashshimalima as-habu ashshimal

Defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara!

56:42

فِى سَمُومٍ وَحَمِيمٍ

Fee samoomin wahameem

İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.

56:43

وَظِلٍّ مِّن يَحْمُومٍ

Wathillin min yahmoom

İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.

56:44

لَّا بَارِدٍ وَلَا كَرِيمٍ

La baridin wala kareem

İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.

56:45

إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَبْلَ ذَٰلِكَ مُتْرَفِينَ

Innahum kanoo qabla thalikamutrafeen

Çünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı.

56:46

وَكَانُوا۟ يُصِرُّونَ عَلَى ٱلْحِنثِ ٱلْعَظِيمِ

Wakanoo yusirroona AAalaalhinthi alAAatheem

Çünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı.

56:47

وَكَانُوا۟ يَقُولُونَ أَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَـٰمًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ

Wakanoo yaqooloona a-itha mitnawakunna turaban waAAithamana-inna lamabAAoothoon

Şöyle söylerlerdi: "Öldüğümüzde, toprak ve kemik yığını olduğumuzda mı, biz mi tekrar dirileceğiz?"

56:48

أَوَءَابَآؤُنَا ٱلْأَوَّلُونَ

Awa abaona al-awwaloon

"Önce gelip geçmiş babalarımız da mı?"

56:49

قُلْ إِنَّ ٱلْأَوَّلِينَ وَٱلْـَٔاخِرِينَ

Qul inna al-awwaleena wal-akhireen

De ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır."

56:50

لَمَجْمُوعُونَ إِلَىٰ مِيقَـٰتِ يَوْمٍ مَّعْلُومٍ

LamajmooAAoona ila meeqatiyawmin maAAloom

De ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır."

56:51

ثُمَّ إِنَّكُمْ أَيُّهَا ٱلضَّآلُّونَ ٱلْمُكَذِّبُونَ

Thumma innakum ayyuha addalloonaalmukaththiboon

Sonra, siz ey sapıklar, yalanlayanlar!

56:52

لَـَٔاكِلُونَ مِن شَجَرٍ مِّن زَقُّومٍ

Laakiloona min shajarin min zaqqoom

Doğrusu bir zakkum ağacından yiyeceksiniz.

56:53

فَمَالِـُٔونَ مِنْهَا ٱلْبُطُونَ

Famali-oona minha albutoon

Karınlarınızı onunla dolduracaksınız;

56:54

فَشَـٰرِبُونَ عَلَيْهِ مِنَ ٱلْحَمِيمِ

Fashariboona AAalayhi mina alhameem

Onun üzerine kaynar su içeceksiniz;

56:55

فَشَـٰرِبُونَ شُرْبَ ٱلْهِيمِ

Fashariboona shurba alheem

Hem de susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz;

56:56

هَـٰذَا نُزُلُهُمْ يَوْمَ ٱلدِّينِ

Hatha nuzuluhum yawma addeen

İşte onlara, ceza günü sunulacak konukluk budur.

56:57

نَحْنُ خَلَقْنَـٰكُمْ فَلَوْلَا تُصَدِّقُونَ

Nahnu khalaqnakum falawlatusaddiqoon

Sizi yaratan Biziz; hala tasdik etmez misiniz?

56:58

أَفَرَءَيْتُم مَّا تُمْنُونَ

Afaraaytum ma tumnoon

Söyleyin; akıttığınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız?

56:59

ءَأَنتُمْ تَخْلُقُونَهُۥٓ أَمْ نَحْنُ ٱلْخَـٰلِقُونَ

Aantum takhluqoonahu am nahnu alkhaliqoon

Söyleyin; akıttığınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız?

56:60

نَحْنُ قَدَّرْنَا بَيْنَكُمُ ٱلْمَوْتَ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوقِينَ

Nahnu qaddarna baynakumualmawta wama nahnu bimasbooqeen

Ölümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez.

56:61

عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ أَمْثَـٰلَكُمْ وَنُنشِئَكُمْ فِى مَا لَا تَعْلَمُونَ

AAala an nubaddila amthalakumwanunshi-akum fee ma la taAAlamoon

Ölümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez.

56:62

وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ ٱلنَّشْأَةَ ٱلْأُولَىٰ فَلَوْلَا تَذَكَّرُونَ

Walaqad AAalimtumu annash-ata al-oolafalawla tathakkaroon

And olsun ki, ilk yaratmayı bilirsiniz, yine de düşünmez misiniz?

56:63

أَفَرَءَيْتُم مَّا تَحْرُثُونَ

Afaraaytum ma tahruthoon

Söyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yoksa Biz mi bitiriyoruz?

56:64

ءَأَنتُمْ تَزْرَعُونَهُۥٓ أَمْ نَحْنُ ٱلزَّٰرِعُونَ

Aantum tazraAAoonahu am nahnu azzariAAoon

Söyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yoksa Biz mi bitiriyoruz?

56:65

لَوْ نَشَآءُ لَجَعَلْنَـٰهُ حُطَـٰمًا فَظَلْتُمْ تَفَكَّهُونَ

Law nashao lajaAAalnahu hutamanfathaltum tafakkahoon

Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık".

56:66

إِنَّا لَمُغْرَمُونَ

Inna lamughramoon

Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık".

56:67

بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ

Bal nahnu mahroomoon

Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık".

56:68

أَفَرَءَيْتُمُ ٱلْمَآءَ ٱلَّذِى تَشْرَبُونَ

Afaraaytumu almaa allatheetashraboon

Söyleyin; içtiğiniz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz?

56:69

ءَأَنتُمْ أَنزَلْتُمُوهُ مِنَ ٱلْمُزْنِ أَمْ نَحْنُ ٱلْمُنزِلُونَ

Aantum anzaltumoohu mina almuzni am nahnualmunziloon

Söyleyin; içtiğiniz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz?

56:70

لَوْ نَشَآءُ جَعَلْنَـٰهُ أُجَاجًا فَلَوْلَا تَشْكُرُونَ

Law nashao jaAAalnahu ojajanfalawla tashkuroon

Dileseydik onu acılaştırırdık; hala şükretmez misiniz?

56:71

أَفَرَءَيْتُمُ ٱلنَّارَ ٱلَّتِى تُورُونَ

Afaraaytumu annara allateetooroon

Söyleyin; yaktığınız ateşin ağacını var eden sizler misiniz, yoksa onu Biz mi var ederiz?

56:72

ءَأَنتُمْ أَنشَأْتُمْ شَجَرَتَهَآ أَمْ نَحْنُ ٱلْمُنشِـُٔونَ

Aantum ansha/tum shajarataha am nahnualmunshi-oon

Söyleyin; yaktığınız ateşin ağacını var eden sizler misiniz, yoksa onu Biz mi var ederiz?

56:73

نَحْنُ جَعَلْنَـٰهَا تَذْكِرَةً وَمَتَـٰعًا لِّلْمُقْوِينَ

Nahnu jaAAalnaha tathkiratanwamataAAan lilmuqween

Biz onu bir ibret ve çölde konaklayanlar için yararlı kıldık.

56:74

فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ

Fasabbih bismi rabbika alAAatheem

Öyleyse çok büyük Rabbinin adını tesbih et.

56:75

۞ فَلَآ أُقْسِمُ بِمَوَٰقِعِ ٱلنُّجُومِ

Fala oqsimu bimawaqiAAi annujoom

Hayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz!

56:76

وَإِنَّهُۥ لَقَسَمٌ لَّوْ تَعْلَمُونَ عَظِيمٌ

Wa-innahu laqasamun law taAAlamoona AAatheem

Hayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz!

56:77

إِنَّهُۥ لَقُرْءَانٌ كَرِيمٌ

Innahu laqur-anun kareem

Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.

56:78

فِى كِتَـٰبٍ مَّكْنُونٍ

Fee kitabin maknoon

Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.

56:79

لَّا يَمَسُّهُۥٓ إِلَّا ٱلْمُطَهَّرُونَ

La yamassuhu illa almutahharoon

Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.

56:80

تَنزِيلٌ مِّن رَّبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ

Tanzeelun min rabbi alAAalameen

Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.

56:81

أَفَبِهَـٰذَا ٱلْحَدِيثِ أَنتُم مُّدْهِنُونَ

Afabihatha alhadeethi antummudhinoon

Siz bu sözü mü hor görüyorsunuz?

56:82

وَتَجْعَلُونَ رِزْقَكُمْ أَنَّكُمْ تُكَذِّبُونَ

WatajAAaloona rizqakum annakum tukaththiboon

Rızkınıza şükredeceğiniz yere onu vereni mi yalanlıyorsunuz?

56:83

فَلَوْلَآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلْحُلْقُومَ

Falawla itha balaghati alhulqoom

Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz.

56:84

وَأَنتُمْ حِينَئِذٍ تَنظُرُونَ

Waantum heena-ithin tanthuroona

Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz.

56:85

وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنكُمْ وَلَـٰكِن لَّا تُبْصِرُونَ

Wanahnu aqrabu ilayhi minkum walakinla tubsiroon

Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz.

56:86

فَلَوْلَآ إِن كُنتُمْ غَيْرَ مَدِينِينَ

Falawla in kuntum ghayra madeeneen

Siz dirilip yaptıklarınıza karşılık görmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde samimi iseniz, o çıkmak üzere olan canı geri çevirsenize!

56:87

تَرْجِعُونَهَآ إِن كُنتُمْ صَـٰدِقِينَ

TarjiAAoonaha in kuntum sadiqeen

Siz dirilip yaptıklarınıza karşılık görmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde samimi iseniz, o çıkmak üzere olan canı geri çevirsenize!

56:88

فَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلْمُقَرَّبِينَ

Faamma in kana minaalmuqarrabeen

Eğer ölen o kişi, gözdelerden ise, rahatlık, hoşluk ve nimet cenneti onundur.

56:89

فَرَوْحٌ وَرَيْحَانٌ وَجَنَّتُ نَعِيمٍ

Farawhun warayhanun wajannatunaAAeem

Eğer ölen o kişi, gözdelerden ise, rahatlık, hoşluk ve nimet cenneti onundur.

56:90

وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنْ أَصْحَـٰبِ ٱلْيَمِينِ

Waamma in kana min as-habialyameen

Eğer defteri sağdan verilenlerden ise,

56:91

فَسَلَـٰمٌ لَّكَ مِنْ أَصْحَـٰبِ ٱلْيَمِينِ

Fasalamun laka min as-habialyameen

"Ey sağcılardan olan kişi, sana selam olsun!" denir.

56:92

وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلْمُكَذِّبِينَ ٱلضَّآلِّينَ

Waamma in kana mina almukaththibeenaaddalleen

Eğer, sapık yalancılardan ise,

56:93

فَنُزُلٌ مِّنْ حَمِيمٍ

Fanuzulun min hameem

Ona kaynar sudan konukluk sunulur.

56:94

وَتَصْلِيَةُ جَحِيمٍ

Watasliyatu jaheem

Cehenneme sokulur.

56:95

إِنَّ هَـٰذَا لَهُوَ حَقُّ ٱلْيَقِينِ

Inna hatha lahuwa haqqualyaqeen

Doğrusu kesin gerçek budur.

56:96

فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ

Fasabbih bismi rabbika alAAatheem

Öyleyse çok büyük Rabbinin adını tesbih et.