MyAwqat
EnglishEnglish
Arabicالعربية
Malayalamമലയാളം
Urduاردو
Hindiहिन्दी
Bengaliবাংলা
Tamilதமிழ்
Teluguతెలుగు
Chinese中文
Japanese日本語
Korean한국어
RussianРусский
FrenchFrançais
TurkishTürkçe
MalayBahasa Melayu
IndonesianIndonesia
SomaliSoomaali
GermanDeutsch
SpanishEspañol
PortuguesePortuguês
SwahiliKiswahili
Thaiไทย
Persianفارسی
Hebrewעברית
Kurdishکوردی
HausaHausa
Amharicአማርኛ
Gujaratiગુજરાતી
Kannadaಕನ್ನಡ
Pashtoپښتو
ItalianItaliano
80

Sure 'Abasa

عبس

He Frowned

42 ayet · Mekki · Nüzul sırası 24

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
80:1

عَبَسَ وَتَوَلَّىٰٓ

AAabasa watawalla

Yanına kör bir kimse geldi diye (Peygamber) yüzünü asıp çevirdi.

Tefsir El-Muyassar: ظهر التغير والعبوس في وجه الرسول صلى الله عليه وسلم، وأعرض لأجل أن الأعمى عبد الله بن أم مكتوم جاءه مسترشدا، وكان الرسول صلى الله عليه وسلم منشغلا بدعوة كبار قريش إلى الإسلام.
80:2

أَن جَآءَهُ ٱلْأَعْمَىٰ

An jaahu al-aAAma

Yanına kör bir kimse geldi diye (Peygamber) yüzünü asıp çevirdi.

Tefsir El-Muyassar: وأيُّ شيء يجعلك عالمًا بحقيقة أمره؟ لعله بسؤاله تزكو نفسه وتطهر، أو يحصل له المزيد من الاعتبار والازدجار.
80:3

وَمَا يُدْرِيكَ لَعَلَّهُۥ يَزَّكَّىٰٓ

Wama yudreeka laAAallahu yazzakka

Ne bilirsin, belki de o arınacak;

Tefsir El-Muyassar: أما مَن استغنى عن هديك، فأنت تتعرض له وتصغي لكلامه، وأي شيء عليك ألا يتطهر من كفره؟
80:4

أَوْ يَذَّكَّرُ فَتَنفَعَهُ ٱلذِّكْرَىٰٓ

Aw yaththakkaru fatanfaAAahu aththikra

Yahut öğüt alacaktı da bu öğüt kendisine fayda verecekti.

Tefsir El-Muyassar: وأمَّا من كان حريصا على لقائك، وهو يخشى الله من التقصير في الاسترشاد، فأنت عنه تتشاغل. ليس الأمر كما فعلت -أيها الرسول-، إن هذه السورة موعظة لك ولكل من شاء الاتعاظ. فمن شاء ذكر الله وَأْتَمَّ بوحيه. هذا الوحي، وهو القرآن في صحف معظمة، موقرة، عالية القدر مطهرة من الدنس والزيادة والنقص، بأيدي ملائكة كتبة، سفراء بين الله وخلقه، كرام الخلق، أخلاقهم وأفعالهم بارة طاهرة.
80:5

أَمَّا مَنِ ٱسْتَغْنَىٰ

Amma mani istaghna

Ama sen, kendisini öğütten müstağni gören kimseyi karşına alıp ilgileniyorsun.

Tefsir El-Muyassar: وأمَّا من كان حريصا على لقائك، وهو يخشى الله من التقصير في الاسترشاد، فأنت عنه تتشاغل. ليس الأمر كما فعلت أيها الرسول، إن هذه السورة موعظة لك ولكل من شاء الاتعاظ. فمن شاء ذكر الله وَأْتَمَّ بوحيه. هذا الوحي، وهو القرآن في صحف معظمة، موقرة، عالية القدر مطهرة من الدنس والزيادة والنقص، بأيدي ملائكة كتبة، سفراء بين الله وخلقه، كرام الخلق، أخلاقهم وأفعالهم بارة طاهرة.
80:6

فَأَنتَ لَهُۥ تَصَدَّىٰ

Faanta lahu tasadda

Ama sen, kendisini öğütten müstağni gören kimseyi karşına alıp ilgileniyorsun.

Tefsir El-Muyassar: لُعِنَ الإنسان الكافر وعُذِّب، ما أشدَّ كفره بربه!! ألم ير مِن أيِّ شيء خلقه الله أول مرة؟ خلقه الله من ماء قليل -وهو المَنِيُّ- فقدَّره أطوارا، ثم بين له طريق الخير والشر، ثم أماته فجعل له مكانًا يُقبر فيه، ثم إذا شاء سبحانه أحياه، وبعثه بعد موته للحساب والجزاء. ليس الأمر كما يقول الكافر ويفعل، فلم يُؤَدِّ ما أمره الله به من الإيمان والعمل بطاعته.
80:7

وَمَا عَلَيْكَ أَلَّا يَزَّكَّىٰ

Wama AAalayka alla yazzakka

Arınmak istememesinden sana ne?

Tefsir El-Muyassar: لُعِنَ الإنسان الكافر وعُذِّب، ما أشدَّ كفره بربه!! ألم ير مِن أيِّ شيء خلقه الله أول مرة؟ خلقه الله من ماء قليل- وهو المَنِيُّ- فقدَّره أطوارا، ثم بين له طريق الخير والشر، ثم أماته فجعل له مكانًا يُقبر فيه، ثم إذا شاء سبحانه أحياه، وبعثه بعد موته للحساب والجزاء. ليس الأمر كما يقول الكافر ويفعل، فلم يُؤَدِّ ما أمره الله به من الإيمان والعمل بطاعته.
80:8

وَأَمَّا مَن جَآءَكَ يَسْعَىٰ

Waamma man jaaka yasAAa

Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun.

Tefsir El-Muyassar: فليتدبر الإنسان: كيف خلق الله طعامه الذي هو قوام حياته؟ بأنَّا صببنا الماء على الأرض صَبًّا، ثم شققناها بما أخرجنا منها من نبات شتى، فأنبتنا فيها حبًا، وعنبًا وعلفًا للدواب، وزيتونًا ونخلا وحدائق عظيمة الأشجار، وثمارًا وكلأ تَنْعَمون بها أنتم وأنعامكم.
80:9

وَهُوَ يَخْشَىٰ

Wahuwa yakhsha

Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun.

Tefsir El-Muyassar: فليتدبر الإنسان: كيف خلق الله طعامه الذي هو قوام حياته؟ أنَّا صببنا الماء على الأرض صَبًّا، ثم شققناها بما أخرجنا منها من نبات شتى، فأنبتنا فيها حبًا، وعنبًا وعلفًا للدواب، وزيتونًا ونخلا وحدائق عظيمة الأشجار، وثمارًا وكلأ تَنْعَمون بها أنتم وأنعامكم.
80:10

فَأَنتَ عَنْهُ تَلَهَّىٰ

Faanta AAanhu talahha

Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun.

Tefsir El-Muyassar: فإذا جاءت صيحة البعث يوم القيامة التي تصمُّ مِن هولها الأسماع، يوم يفرُّ المرء لهول ذلك اليوم من أخيه، وأمه وأبيه، وزوجه وبنيه. لكل واحد منهم يومئذٍ أمر يشغله ويمنعه من الانشغال بغيره.
80:11

كَلَّآ إِنَّهَا تَذْكِرَةٌ

Kalla innaha tathkira

Dikkat et; bu Kuran bir öğüttür.

80:12

فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ

Faman shaa thakarah

Dileyen onu öğüt kabul eder.

80:13

فِى صُحُفٍ مُّكَرَّمَةٍ

Fee suhufin mukarrama

O, kutsal kılınmış, yüceltilmiş, arınmış sahifeler üzerindedir.

80:14

مَّرْفُوعَةٍ مُّطَهَّرَةٍۭ

MarfooAAatin mutahhara

O, kutsal kılınmış, yüceltilmiş, arınmış sahifeler üzerindedir.

80:15

بِأَيْدِى سَفَرَةٍ

Bi-aydee safara

İyi kimseler, saygıdeğer elçilerin eliyle yazılmıştır.

80:16

كِرَامٍۭ بَرَرَةٍ

Kiramin barara

İyi kimseler, saygıdeğer elçilerin eliyle yazılmıştır.

80:17

قُتِلَ ٱلْإِنسَـٰنُ مَآ أَكْفَرَهُۥ

Qutila al-insanu ma akfarah

Canı çıksın o insanın, o ne nankördür!

80:18

مِنْ أَىِّ شَىْءٍ خَلَقَهُۥ

Min ayyi shay-in khalaqah

Allah onu hangi şeyden yaratmış?

80:19

مِن نُّطْفَةٍ خَلَقَهُۥ فَقَدَّرَهُۥ

Min nutfatin khalaqahu faqaddarah

Onu meniden yaratıp merhalelerden geçirerek ona şekil vermiş;

80:20

ثُمَّ ٱلسَّبِيلَ يَسَّرَهُۥ

Thumma assabeela yassarah

Sonra, yolu ona kolaylaştırmıştır.

80:21

ثُمَّ أَمَاتَهُۥ فَأَقْبَرَهُۥ

Thumma amatahu faaqbarah

Sonra onu öldürür ve kabre koyar.

80:22

ثُمَّ إِذَا شَآءَ أَنشَرَهُۥ

Thumma itha shaa ansharah

Sonra, dilediği zaman onu tekrar diriltir.

80:23

كَلَّا لَمَّا يَقْضِ مَآ أَمَرَهُۥ

Kalla lamma yaqdi maamarah

Hayır; Allah'ın kendisine buyurduğunu hala yerine getirmemiştir.

80:24

فَلْيَنظُرِ ٱلْإِنسَـٰنُ إِلَىٰ طَعَامِهِۦٓ

Falyanthuri al-insanuila taAAamih

İnsan, yiyeceğine bir baksın;

80:25

أَنَّا صَبَبْنَا ٱلْمَآءَ صَبًّا

Anna sababna almaasabba

Doğrusu suyu bol bol indirmekteyiz.

80:26

ثُمَّ شَقَقْنَا ٱلْأَرْضَ شَقًّا

Thumma shaqaqna al-arda shaqqa

Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.

80:27

فَأَنۢبَتْنَا فِيهَا حَبًّا

Faanbatna feeha habba

Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.

80:28

وَعِنَبًا وَقَضْبًا

WaAAinaban waqadba

Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.

80:29

وَزَيْتُونًا وَنَخْلًا

Wazaytoonan wanakhla

Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.

80:30

وَحَدَآئِقَ غُلْبًا

Wahada-iqa ghulba

Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.

80:31

وَفَـٰكِهَةً وَأَبًّا

Wafakihatan waabba

Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.

80:32

مَّتَـٰعًا لَّكُمْ وَلِأَنْعَـٰمِكُمْ

MataAAan lakum wali-anAAamikum

Bunlar sizin ve hayvanlarınız için geçimliktir.

80:33

فَإِذَا جَآءَتِ ٱلصَّآخَّةُ

Fa-itha jaati assakhkha

O muazzam gürültü, kıyamet kopup geldiği zaman;

80:34

يَوْمَ يَفِرُّ ٱلْمَرْءُ مِنْ أَخِيهِ

Yawma yafirru almaro min akheeh

O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar.

80:35

وَأُمِّهِۦ وَأَبِيهِ

Waommihi waabeeh

O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar.

80:36

وَصَـٰحِبَتِهِۦ وَبَنِيهِ

Wasahibatihi wabaneeh

O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar.

80:37

لِكُلِّ ٱمْرِئٍ مِّنْهُمْ يَوْمَئِذٍ شَأْنٌ يُغْنِيهِ

Likulli imri-in minhum yawma-ithinsha/nun yughneeh

O gün, herkesin kendine yeter derdi vardır.

80:38

وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ مُّسْفِرَةٌ

Wujoohun yawma-ithin musfira

O gün bir takım yüzler aydınlıktır, gülmekte ve sevinmektedir.

80:39

ضَاحِكَةٌ مُّسْتَبْشِرَةٌ

Dahikatun mustabshira

O gün bir takım yüzler aydınlıktır, gülmekte ve sevinmektedir.

80:40

وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ عَلَيْهَا غَبَرَةٌ

Wawujoohun yawma-ithin AAalayhaghabara

O gün birtakım yüzler de tozlanmış ve onları karanlık bürümüştür.

80:41

تَرْهَقُهَا قَتَرَةٌ

Tarhaquha qatara

O gün birtakım yüzler de tozlanmış ve onları karanlık bürümüştür.

80:42

أُو۟لَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلْكَفَرَةُ ٱلْفَجَرَةُ

Ola-ika humu alkafaratu alfajara

İşte bunlar inkarcı olanlar, Allah'ın buyruğundan çıkanlardır.